Yılbaşından itibaren otomobil bayilerine gidenler araçların tanıtım kiosklarında (teknik karne) yeni bir bilgiyi daha görmeye başlayacaklar. Ve bu bilgi markaların bugüne kadar pek de alışık olmadığı bir alanda rekabet etmesine yol açacak; otomobilden çevreye yayılan karbondioksit miktarı sadece showroomlarda kiosklarda değil, aynı zamanda tanıtım broşürlerinde, el kitapçıklarında da motor hacmi, gücü, yakıt tüketimi gibi bilgilerle birlikte yer almak zorunda.
Yani, tıpkı buzdolabı, çamaşır-bulaşık makinesi gibi ev eşyalarının üzerinde yapıştırılmış bir şekilde bulunan tüketim-çevre etiketleri gibi... Avrupa`da bir süredir devam eden uygulama Türkiye`de planlanandan bir yıl gecikmeli olarak başlıyor. Bu uygulama ile birlikte otomobil müşterisinin sadece motor gücü, yakıt tüketimi gibi verilere değil, çevreci yönüne de bakması isteniyor.
Dünyada her yıl 70 milyona yakın yeni araç yollara çıkıyor. Bu araçlar yol aldıkları her kilometrede karbondioksit üretiyor ve sera etkisi başta olmak üzere dünyaya birçok olumsuz katkıda bulunuyor! Otomobilsiz bir hayat isteme lüksümüz yok. Küresel ısınma telaşı konunun üretici şirketlerden hükümetlere kadar her kademede ciddi bir şekilde ele alınmasına yol açıyor. Avrupa Birliği dünyada bu alandaki en ciddi standartları getiren ve uygulayan bölge. Bir yandan karbondioksit dışındaki diğer zararlı atıkların azalması yönünde motor standartlarını sürekli yükselten AB Çevre Komisyonu, bir yandan da karbondioksit salınımını azaltmak için çalışmalar yapıyor.
Buna göre AB sınırları içinde 2012 yılında yola çıkacak yeni otomobillerin bir kilometrede 120 gram karbondioksit salınımı ortalamasına uyması gerekiyor. Daha bugünden birçok marka B sınıfı otomobillerde 120 gramın altına inmiş vaziyette. Hybrid, bio-yakıt ve diğer alternatif yakıt türlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu rakamın daha da hızlı bir şekilde aşağı çekilmesi söz konusu. Zaten hedef bir modelin bu sınıra ulaşması değil; tüm ürün gamının ortalamasında karbondioksit salınımının bu standartlara çekilmesi. Yani, bir marka bünyesinde bulunan 10 farklı modelde kullanacağı motor seçeneklerinin bu standart ortalamayı tutturması konusuna ağırlık verecek. Öyle bir ya da iki modeli çevreci yapıp diğerleriyle ise rahat davranma lüksü yok!
Son dönemde markaların mini otomobil sınıflarına neden bu denli rağbet ettiklerinin de en güzel cevaplarından biri bu noktada ortaya çıkıyor. Zira, tüm ürün gamı hesaba katıldığında özellikle büyük hacimli otomobillerin emisyon değerlerini nötrleyecek yeni modellere ve küçük motorlara ihtiyaç var. Yine son dönemde yaygınlaşan kompakt SUV modellerinin de çıkış sebeplerinden biri emisyon değer standartlarıyla ilgili. Devasa SUV`ların yüksek miktardaki karbondioksit salınımını bu şekilde azaltmak mümkün.
Bütün bunları üreticilerin kendi başına yapacağını beklemek biraz insafsızlık tabii. Bu noktada hükümetler özellikle vergi destekleri ile özendirici olma yolunu seçiyor. Avrupa`da birçok ülkelerde vergilendirme işlemi artık çoktan klasik yöntemlerden çıkmış ve tüketim-çevre verilerine göre ayarlanmış vaziyette. Türkiye`de ise henüz motor hacmi merkezli bir vergilendirme sistemi bulunuyor. Oysa, küçük motor her zaman az tüketen ya da çevreye daha az zararlı gaz bırakan anlamına gelmiyor. Üstelik, sırf motor hacmini vergi mevzuatına uydurmak için türlü türlü pazarlama sistemlerine başvuruluyor. Bugün gelişmiş ülkelerde hedef çevre odaklı hale geldi ve vergi bu konudaki en önemli teşvik edici rolünde; hem üretici hem de tüketici için...
Zaman